|
25.01.2007- KILAVUZLUK VE RÖMORKÖRCÜLÜK HİZMETLERİ- DenizHaber.com İnternet Sitesi Aykut Erol'un DENİZHABER.com İnternet Sitesinde Yayımlanan Yazısı 25.01.2007
KILAVUZLUK VE RÖMORKÖRCÜLÜK HİZMETLERİ Kapt. Aykut Erol Bilindiği gibi, "denizcilik" uluslararası bir alandır. Bu nedenle dünyanın her yerinde, küçük yerel farklar dışında, denizcilik alanındaki uygulama ve kurallar hemen hemen aynıdır. Denizcilik içindeki hizmet dallarından birisi olan kılavuzluk hizmetlerinde de bu böyledir. Ancak gelin görün ki, son on yıldır medyada ve bazı kurumlarda etkin olan bazı kişiler, sırf kendi ticari menfaatleri için, kılavuzluk hizmetlerinin bütün dünyada ortak olan kurallarını ve gelişmiş denizci ülkelerde uygulanan sistemleri Türkiye'de tersine çevirmeye çalışmaktadır. Geriye dönüp, son on yılı geçen bir süre içinde "kılavuzluk hizmetleri" konusunda dergilerde, gazetelerde yazdığım yazılara, altına imza attığım raporlara baktığım zaman, gerçekten "benim oğlum bina okur, döner döner bir daha okur" durumuyla karşılaştığımızı görüp, ülkemiz adına üzüntü duyuyorum. Çünkü, on yıldan beri hep aynı konuları bir daha, bir daha yazmak zorunda kalmışım. Her hükümet değişikliğinde, her bürokrat değişikliğinde, malum kişiler ortaya çıkıp "kılavuzluk hizmetleri" konusunda şahsi isteklerini, denizcilik sektörü istekleri gibi sundular. Ülkemizde birileri şahsi menfaatleri için, on yıldır hükümetlere bu konuda, dünyaya ters işler yaptırmak için yoğun bir biçimde uğraştılar ve on yıldır, dünyadaki uygulamalar ortada olduğu için, sonuç alamamalarına karşın hâlâ uğraşıyorlar. Türkiye'de denizciliğin başka hiçbir sorunu yokmuş gibi, bazı çevrelerce yalnızca kılavuzluk ve römorkaj konusunun, üstelik tüm Türkiye'dekinin değil, yalnızca İzmit ve İskenderun Limanlarındaki kılavuzluk ve römorkaj konusunun, bir problem varmış gibi on yıldır gündemde tutulmasının altında, bazılarının şahsi ve ticari menfaatlerinin olduğunu sanırım artık herkes öğrendi. Üstelik, on yıl önce adı geçen yerlerde bir kamu kuruluşu tarafından verilmeye çalışılan kılavuzluk ve römorkaj hizmetlerinin eksiklikleri yüzünden ortaya çıkan beklemeler nedeniyle ülkemiz, yabancı gemilere milyonlarca dolar demoraj ücreti öderken, tesisler, fabrikalar, yük taşıyıcılar zaman ve para kaybına uğrarken, son on yıldır bütün aksaklıklar düzelmiş, hizmet kalitesi dünyanın ileri ülkelerindeki seviyeye çıkmış ve ülkemiz ekonomik açıdan büyük yararlar sağlamış olmasına rağmen bu uğraşlar sürmektedir. Dünyada yarı kamusal niteliğinden ve diğer kendine has özelliklerinden ötürü, rekabetin el üstünde tutulduğu Amerika Birleşik Devletleri de dahil, aklı başında hiçbir devlet "kılavuzluk hizmetlerinde" "rekabet"e izin vermemektedir. Türkiye'deki rekabet istekleri karşısında Uluslararası Kılavuz Kaptanlar Derneği (IMPA) bile, kılavuzluk hizmetlerinde "rekabet" olamayacağına dair kararlar yayınlamak zorunda kalmıştır. Ben de, son on yıldır, "kılavuzluk hizmetlerinde" rekabete izin verilmemesinin nedenlerini birçok kez yazdım. Kılavuzluk hizmetlerinde "rekabet" olmaması gerektiğine dair örneğin, Danıştay 10. Dairesi'nin 2000 / 468, 2000 / 4921, 2000 / 5276 numaralı kararları ve Rekabet Kurumu'nun B.50.0.REK.0.08.00.00 / 62 sayılı yazısı ile 00-47 / 495 - 270 sayılı kararları olmasına rağmen, bazı kişi ve çevreler kurdukları şirketin para kazanabilmesi uğruna, "kılavuzluk hizmetlerinde" rekabet isteklerinden bir türlü vazgeçmediler. İşin acı tarafı, Sn. Ulaştırma Bakanı'mıza ve Müsteşar'ımıza gönderilen yazının ciddiyetten uzak olmasıdır. Çünkü: Bazı kişiler, Türkiye'de İktidardakileri etkileyerek, kendi menfaatleri uğruna, onlara yanlış ve dünyaya ters işler yaptırmaya çalışmaktadırlar. Kesinleşmiş Danıştay kararlarına ve Rekabet Kurulu kararlarına karşı, dünyadaki tüm uygulamalara karşı, Sn. Ulaştırma Bakanı'mızdan "kılavuzluk hizmetlerinde" rekabet olmasını istemekte hiçbir sakınca görmemektedirler. On yıldır bu konuyla uğraşmaktan ve aynı konuları tekrar tekrar yazmaktan, her yeni gelen hükümet kadrosuna aynı açıklamaları yapmaktan gerçekten yoruldum. Hem bu yüzden hem de çok uzun olacağından, daha önce yazdıklarımı burada tekrarlamayacağım. Bu konularla ilgili daha önce yazdığım yazılardan, altına imza attığım Rapor'lardan bir kısmı hakkında sizlere aşağıda bilgi vermekle yetineceğim. İsteyenler onları bulup okuyabilirler. Bu arada, TDİ tarafından Türk Boğazları'nda verilmekte olan kılavuzluk hizmetleri konusuna da kısaca değinmek istiyorum. Bu konuyu da daha, önce defalarca ele almıştık. Son zamanlarda "TDİ misyonunu tamamladı, o zaman "Kılavuzluk hizmetleri" nereye bağlansın?" sorusunun yanıtının araştırıldığını duyuyoruz. Aslında, bu konunun yanıtını da biz yıllardır yazıyoruz. Çözüm, Türkiye'deki kılavuzluk hizmetlerini Avrupa Birliği ülkelerindeki yapıya kavuşturmaktır. Bunun için de, "Kılavuzluk hizmetleri", örneğin Almanya'daki yapının ülkemiz şartlarına uygun hale getirilmiş şeklindeki bir yapıya kavuşturulabilir. Ancak, Ülkemizde şu anda, dört ayrı yapıya sahip kılavuzluk teşkilatı bulunduğundan (Kamu, özelleştirilen liman, müsteşarlıktan izin alan özel ve TDİ) ve Türkiye bir hukuk devleti olduğundan, belirli süreler için verilen haklar geri alınamayacağından, Almanya'da olduğu gibi, hemen ve kısa vadede ülke çapında bir yapılanmaya gidilemeyecektir. Ancak, Türkiye'deki en büyük kılavuzluk teşkilatı olan TDİ sona erdirilirken, Almanya'dakine benzer şekilde bir yapıya geçinceye kadar, örneğin "hizmet alımı" yoluyla Boğazlardan başlanarak örnek bir yapıya geçilebilir. Bu durumda, kamu kuruluşlarının yapısal sorunlarından kaynaklanan, gerekli yatırımların yapılamaması, kaliteli personel istihdamı için yüksek ücret ödenememesi, kılavuz kaptanlara yeterli ücret ödenemediği için yaşanan sıkıntılar, personel alımında yaşanan çevresel baskılar ve bunun gibi sorunlar ortadan kalkacak, Ülkemiz için çok önemli bir konumda olan Boğazlarımızda "güvenlik" ve "çağdaş hizmet" sağlanabilecektir. Bu konularda daha önce yazdığım yazıların ve altına imza attığım raporların bir kısmına ait bilgiyi aşağıda bulacaksınız. Özet olarak, bu konuda, yeni bir düzenleme yapılmasına kadar olan kısa vadeli çözüm, TDİ'den alınırsa, kılavuzluk hizmetlerinin, doğrudan bağımsız bir birim olarak Ulaştırma Bakanlığı'na bağlanması olacaktır. Şimdi aşağıda sizlere, daha önce çeşitli tarihlerde kılavuzluk konusuyla ilgili çeşitli yazılarım hakkında bilgi vermek istiyor ve bunları Türkiye'de, dünyaya ve hukuka aykırı işlerin yapılmayacağına olan inancımla sunuyorum. İlgilenenler, bu yazılara ulaşırlarsa, son on yılı geçen bir süredir, Türkiye'de "kılavuzluk hizmetlerinin" çağdaş bir yapıya kavuşabilmesi için neler yapılması gerektiğini, nasıl tekrar tekrar anlattığımızı göreceklerdir:
|