|
13.02.2001- YETERSİZ LİMAN HİZMETLERİNDEN DOLAYI GEMİLERE MİLYONLARCA DOLAR ÖDENDİ- DÜNYA Gazetesi, Denizcilik & Logistcs DÜNYA GAZETESİ DENİZCİLİK & LOGISTICS 13 Şubat 2001
Yetersiz Liman Hizmetlerinden Dolayı Gemilere Milyonlarca Dolar Ödendi Limanlar gibi darsularda gemilerin ve çevrenin güvenliğinin "Kılavuzluk Hizmetleri" ile onun bütünleyici parçası olan "Römorkörcülük Hizmetleri" tarafından sağlandığını hatırlatan Kaptan Aykut Erol, açıklamasına şöyle devam etti: "Kamu limanlarının yanında hizmete giren özel iskelelerin, rıhtımların ve limanların kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetleri başlangıçta kamu kuruluşları tarafından yerine getirildi. Ancak, özel iskele, rıhtım ve limanların sayısı ve gemi trafiği hacmi arttıkça, kamu kuruluşları ellerindeki teknolojisi eski, sayısı yetersiz araç gereçle bu hizmetleri doğru dürüst veremez oldular. Sonuçta, özellikle 90'lı yılların başlarından itibaren, limanlarımıza gelen giden gemilere kesintisiz ve düzenli kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetleri verilemedi. En başta güvenlik tehlikeye girdi, kazalar oldu. Gemiler yanaşmak ya da kalkmak için sıra bekler, hava şartlarını bekler, gündüz olmasını bekler, römorkörlerin gelmesini bekler duruma geldi. Bu yüzden Türkiye, limanlarda gereksiz şekilde ve sadece hizmetin zamanında verilememesinden ötürü, bekleyen gemilere yıllarca, milyonlarca dolar ödedi. Öte yandan, gemilerin, yüklerin, kara ulaşım araçlarının, fabrikaların, iskelelerin, rıhtımların ve limanların uğradığı para ve zaman kayıpları, hem ilgililerin hem de ülke ekonomisinin zarar hanesine yazıldı. Konuyla ilgili tarafların şikâyetleri üzerine, Denizcilik Müsteşarlığı yaptığı bazı mevzuat değişiklikleriyle, kamu kuruluşlarının tekel alanları dışında kalan yerlerde özel kuruluşların da kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerini verebilmesi olanağını yarattı. Bunun üzerine, 1993 yılından başlayarak, 7-8 özel kuruluş bu hizmetleri vermeye başladı. Özel kuruluşların hizmete başladığı yerlerde, yukarıda belirttiğim olumsuzlukların tümü hızla ortadan kalktı. Hizmetlerin verilmesinin ana amacı olan güvenlik sağlandı. Türk ekonomisi ve ilgililerin milyonlarca dolara varan zararı kâra dönüştü. Çalışmaları hızlanan, kapasiteleri artan iskele, rıhtım ve limanlar ile ihracatçılar, ithalatçılar, yük taşıyıcılar, daha önce gemileri bekleyen, üstelik verilmeyen hizmetlere bile para ödemek zorunda kalan acente ve armatörler mutlu oldular. Ancak, kısa bir süre sonra "Bazı" acente ve armatörler, özel kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetleri şirketlerini "Bize komisyon verin" diye sıkıştırmaya başladılar. Yüzde 50'lere kadar varan komisyon isteklerinin karşılanmasının mümkün olmadığını gören bu kesim, buradan parasal bir kazanç elde edemeyince, bu kez Türkiye'de ücret tarifeleri çok yüksek, yüzde 50 indirilsin istekleriyle ortaya çıktılar. Tarifelerle ilgili Ankara ve İstanbul'da birçok toplantı yapıldı. İncelemeler sonucunda, isteklerinin gerçekleşemeyeceğini anlayan bu kesim, bu kez "indirimler yalnız Türk gemilerine yapılsın!" diye uğraştı. Bu kesimin, uluslararası bir sektör olan denizcilik alanında dünyanın her yerindeki uygulamalara ters işler yaptığını ve aykırı isteklerle ortaya çıkarak, yalnızca kendilerini yıprattıklarını belirten Kaptan Aykut Erol, açıklamasını şöyle tamamladı: "Dünyanın hiçbir ülkesinde, armatörün menfaatlerini, gemiye hizmet veren üçüncü şahıslara karşı korumakla görevli oldukları için, acentelere gemiye yönelik hizmetleri ve bu arada kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerini yapma izni verilmez. Danıştay'ın ve Rekabet Kurumu'nun verdiği kararlar Adı geçen Yönetmeliğin tekel yarattığı iddiasıyla Danıştay'a açılan üç davada da, Danıştay yaptığı inceleme sonunda, Yönetmeliğin dünya uygulamalarına uygun olduğuna ve tekel yaratmadığına karar vermiştir. Bazı çevrelerin gazetelerde "Hizmeti satın almakla yükümlü tutulan bizlerin, hiç değilse bize o hizmeti satacak kişi veya kuruluşu seçme hakkımızın da, yönetmeliklerle elimizden alınmaması gerekir, bu nedenle Yönetmelik değişsin rekabet olsun" diye seslerini yükselmelerinin altında aslında "Rekabete açın da biz tekel olalım" dediklerinin yattığını sanırım, artık görmeyen ve anlamayan kalmadı. Ayrıca ilginçtir, bu şirketin çalışmak istediği bir tek yer var; O da İzmit Körfezi, yani Şirketimizin izin alıp çalıştığı yer. Buna göre, Yönetmelik değiştirerek, Şirketimizi ortadan kaldırmayı amaçlıyorlar. Bu amaçlarına yönelik çalışmalar yaparken, "Hukuk" denilen kavramı da, "Kazanılmış haklar" denilen kavramı da unutmuş görünüyorlar. Böylesine bir mantığının ne kadar geçerli olduğunu, hep birlikte bekleyip, göreceğiz." (*) NOT: Açıklamanın bu bölümü aşağıdaki şekilde devam etmiş, ancak Gazetedeki yer sıkışıklığı nedeniyle olsa gerek konulamamıştır: Yukarıdaki başlıklardan 2. maddenin altında yer alan şu satırlara bir bakalım: |